 |
|

2003©dengekurdistan |
|
| Devrim ve Sosyalizm İçin KKP İle Dayanışmayı Güçlendirelim |
Günümüz kapitalizmi, barbarlığın globalleşmesidir. Küreselleşen kapitalizmin yarattığı tahribatlar, doğa ve insanlık için dayanılmaz sonuçlar doğurdu. Doğa yaşama analık olma ve yaşamı yeniden idame etmede zorlanıyor. Toprak, su ve hava kirleniyor, kirletiliyor. Dünya bir bütün olarak savaş alanına dönüşüyor. Kimi devletler aktif kimi devletler pasif, ama hepside şu veya bu şekilde savaşlarla bağlantılı hale getirilmiş durumda. 1945-2000 yılları arasında savaş olarak kabul edilen çatışmaların sayısı 218'dir. Sosyalist Sistemin varlığı döneminde, yaşanan çelişki ve çatışmalara neden olarak sosyalist ülkeler gösterilirken, sosyalist sistemin dağılmasından sonra savaşlarda azalma değil artış olmuştur. Bu da gösteriyor ki, savaşların kaynağı kapitalizmin kendisidir. 20. Yüzyıl başlarında ölen her 8 askerin yanında bir sivil ölürken, bugün bu oran tersine dönmüş, her ölen bir askerin yanısıra sekiz sivil öldürülmüştür. Ve bu ölen sivillerin yüzde 40'ini çocuklar oluşturuyor. 1988'den 1997 yılına kadar iki milyon çocuk savaşlarda yaşamını yıtırmış, dört milyon çocuk ise sakat bırakılmıştır.
Dünyadaki barbarlığın bir parçası olarak Kürdistan'da 25 yıldır aralıksız olağanüstü hal uygulaması devam ediyor. Onbinlerce insan öldürüldü, binlerce köylü sürgün edildi, binlerce köy yakılıp yıkıldı, yüzbinlerce insan yaşadığı toprakları terkederek Türkiye metrepollerine veya başta Avrupa olmak üzere tüm dünyaya dağılmak zorunda bırakıldı. Diğer taraftan Ortadoğu'ya yapılacak bir ABD saldırısı kürtler açısından yeni bir katliam olacaktır. Ortadoğu'daki saldırı veya savaşın hedefi ve biçimi ne olursa olsun, kürtler kurbanlar arasında yer alacaktır
Zenginleri daha zengin yoksulları daha yoksul yapan Kapitalist sistem fiziksel ve tarihsel sınırlarına dayanıyor. Öyle bir dünya ki, en zengin 358 kişinin sahip olduğu mal varlığı, dünya nüfusunun yüzde 45'ini oluşturan en yoksul kesimin yıllık gelirinden daha fazladır. Amerikalı üç zenginin mal varlığı ise, en yoksul 48 ülkede yaşayan 600 milyon insanın yıllık gelirinden daha büyüktür.
Kapitalist sistemin ekonomik kurbanları arasında, ilk sırada gelen Arjantin, Brezilya, Meksika gibi ülkeler ile birlikte Türkiye'de bulunmaktadır. 6 milyar olan dünya nüfusunun 2,8 milyarı, yani dünya nüfusunun yaklaşık yarısı, günde iki dolların altında, 1,2 milyarı yani dünya nüfusunun beşte biri, bir dolların altında bir gelirle geçinmek zorunda bırakılmıştır. Dünya nüfusunun yüzde 4'ünün yaşadığı ABD'de petrolün yüzde 25'i, hammaddenin yüzde 40'i ve dünyadaki tüm enerjinin yüzde 25'i tüketilmektedir. Uzun yıllar İMF'den aldığı en fazla kredilerle meşhur olan Arjantin'de bugün halk "hırsız değilim, fakat açım, yemek istiyorum" diyerek yiyecek mağazalarına saldırıyor. Arjantin'i bu duruma düşüren en önemli nedenlerden birisi, bugün 132 milyar ABD dollarına varmış olan devlet borcudur. Türkiye ise önümüzdeki dönemde alacağı 10 milyar dollar borç ile hava atıyor. Oysa Dünya Bankası verilerine göre Türkiye rüsvetçilikte, daha şimdiden dünyadaki ilk beş devlet arasında yer alıyor. Ayrıca ülkemizde kapitalist ekonominin yarattığı sıkıntıların yanında arsız bir siyasi ortam hüküm sürüyor. Devrimci tutsakların F Tipi Cezaevlerini protesto etmek amacıyla başlattıkları açlık grevi ve daha sonra ölüm oruçlarına dönüşen eylemlerini bastırmak için, 19 Aralık 2000 tarihinde 20 cezaevine buldozerler, iş makinaları, ağır silahlar ve bombalarla yapılan ve günlerce devam eden saldırı sonucu, "Hayata Dönüş" adı altında, 30 tutuklu ve hükümlü katledildi. Devrimci tutsaklar ölüm oruçlarını bu çirkin saldırılara karşın devam ettirdi. Ölüm oruçlarında yüze yakın mahkum öldü ve yüzlerce mahkum bozulan sağlık sorunları yüzünden ölümle karşı karşıya.
Gerçek özgürlük tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kapitalizmin aşılmasını gerektiriyor. Sömürü ve baskı üzerine kurulu sınıflı toplumun yıkılması Marks ve Engels düşüncelerini temel alarak kendisini geliştiren komünist örgütlenmeyi zorunlu kılıyor. Gerek dünyada gerek ülkemizde komünist siyasete olan ihtiyaç büyüyor. Ülkemizde komünist siyasetin adresi Kürdistan Komünist Partisidir. Kürdistan Komünist Partisi ülkemizde devrim savunan tek partidir. Kapitalizme karşı açık tutum alan KKP´nin her düzeyde desteklenmesi, Kürdistan işçi sınıfı ve emekçi halkımız acısından bir zorunluluktur. Bu anlamda partimizin başlatmış olduğu maddi dayanışma kampanyasına tüm Kürdistan halklarının katılmasını bekliyoruz. Partimize verilecek destek dünya kapitalizmine, bölge devletlerine ve TC devletine karşı sıkılacak bir mermi olacaktır. KKP Yurtdışı Komitesi; yurtdışında yaşayan tüm devrimci, demokrat, sosyalist ve yurtsever herkesi bu kampanyaya aktif olarak katılmaya çağırıyor.
Yaşasın Dünya Komünist Hareketi Yaşasın Sosyalizm KKP Yurtdışı Komitesi Ocak 2002
|
|